(I) 1950'li yılların Türk öykücülüğü, bireyin iç dünyasına yönelerek dilde önemli kırılmalar yaşamıştır. (II) Sait Faik'in açtığı yoldan ilerleyen yazarlar, klasik olay örgüsünü bir kenara bırakıp durumlara ve anlık psikolojilere odaklanmışlardır. (III) Bu dönemde kaleme alınan öykülerde betimlemeler, dış dünyayı tanıtmak için değil, kahramanın ruh halini somutlaştırmak amacıyla kullanılmıştır. (IV) Olay ağırlıklı geleneksel anlatımdan kopan öykücüler, Türkçenin çağrışım gücünü olağanüstü bir zenginlikle işletmişlerdir. (V) Söz konusu öykülerin dönemin edebiyat dergilerindeki tirajları incelendiğinde okur sayısında belirgin bir düşüş gözlenmemiştir.
Bu parçadaki numaralanmış cümlelerle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi söylenemez?