LogoTestSever
SorularDashboard
TestSever LogoTestSever

KPSS, AGS ve merkezi sınavlara hazırlanan adaylar için yeni nesil soru bankası, deneme sınavları ve akıllı performans analizi platformu.

Hızlı Bağlantılar

  • Sınavlar & Konular
  • Soru Bankası
  • Premium & Fiyatlar

Kurumsal & Yasal

  • Gizlilik ve Çerezler
  • Kullanım Koşulları
  • İletişim & Destek

© 2026 TestSever. Tüm hakları saklıdır.

Türkiye•destek@testsever.com

Geri
Sınavlar>AGS>Genel Yetenek>Türkçe>Paragrafta Anlam

Paragrafta Anlam

50 soru bulunuyor.

DurumSoru AdıZorluk
1.
(I) Edebiyat eserlerinde dil, sadece bir iletişim vasıtası değil, bizatihi varoluşun ve estetik algının kurucu unsurudur. (II) Kelimeler sıradan bir sözlük anlamından sıyrılarak yazarın zihnindeki çağrışım evrenine taşınır. (III) Okur metinle temas ettiğinde, salt bir olay örgüsünü takip etmez; sözcüklerin arasına gizlenmiş semantik katmanları keşfeder. (IV) Büyük yazarları sıradan kalemlerden ayıran temel vasıf da tam bu noktada, yani dili bir nesne değil yaşayan bir organizma gibi yoğurabilme yetisinde belirginleşir. (V) Düşünce ancak dilin imkânlarıyla derinlik kazanır ve kalıcı bir sanat yapıtına dönüşür. (VI) Dolayısıyla üslubun gücünü göz ardı eden bir anlatının, içeriği ne kadar zengin olursa olsun, edebiyatın zirvelerine ulaşması olanaksızdır. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
2.
Antik dönemden günümüze kadar müzik, salt bir eğlence aracı olmanın ötesinde insan ruhunun terbiye edildiği bir disiplin olarak kabul edilmiştir. Pisagor ve takipçileri, evrendeki ahenk ile matematiksel oranlar arasında doğrudan bir bağ kurmuşlardır. Nitekim ses perdeleri arasındaki geometrik uyum, insan zihnindeki karmaşayı dindiren bir düzen inşa eder. İbn Sina ve Farabi gibi Doğu bilgeleri de müziği tıbbi bir tedavi unsuru olarak tahlil etmiş, farklı makamların ruh halleri üzerindeki tesirlerini belgelemiştir. Günümüz nörobilim araştırmaları da bu kadim tezi doğrulamakta; belirli ritmik kalıpların beyindeki sinirsel iletimi düzenlediğini göstermektedir. Seslerin matematiksel dizilimi, bilincin derin katmanlarını harekete geçiren bir anahtar görevi üstlenir. Bu parçadan çıkarılabilecek en kapsamlı yargı aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
3.
Fotoğrafın icadı, resim sanatını taklitçi bir realizmin prangalarından kurtaran en büyük dönüm noktası oldu. Manzarayı veya bir insan portresini tuvale birebir aktarma gayesi, mekanik bir aygıtın saniyeler içinde başardığı bir eylem haline gelince ressamlar derin bir kriz yaşadı. Ancak bu kriz, yıkım yerine muazzam bir özgürleşme doğurdu. Ressamlar artık gözün gördüğü dış dünyayı değil, zihnin kurguladığı içsel gerçekliği yansıtmaya yöneldiler. Böylece izlenimcilik, kübizm ve soyut sanat gibi avangart akımlar filizlendi. Resim, nesnelerin suretini kopyalamaktan vazgeçip biçim ve rengin özgür dansına dönüştü. Sanatçı, tabiatın bir kâtibi değil, kendi dünyasının yaratıcısı konumuna yükseldi. Bu parçaya göre fotoğrafın icadının resim sanatına en önemli etkisi aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
4.
Tarihsel anlatılarda nesnellik iddiası, çoğunlukla göz ardı edilen ideolojik bir perdedir. Tarihçi, geçmişte yaşanmış sayısız olayın arasından yalnızca belirli belgeleri seçer ve bunları kendi dünya görüşü doğrultusunda birbirine bağlar. Bu seçme eylemi, kaçınılmaz olarak öznel bir tercihin ürünüdür. Arşivlerde sessiz bırakılan, kayda geçirilmeyen ya da yok sayılan kitlelerin hikâyeleri hiçbir zaman resmi anlatılara dâhil edilmez. Bir olguyu aktarırken kullanılan dil dahi tarihçinin durduğu cepheyi ele verir. Dolayısıyla mutlak bir tarihsel gerçekliğe ulaşma iddiası, epistemolojik açıdan temelsiz bir yanılsamadan ibarettir. Geçmiş, ancak bugünün merceğinden bakılarak yeniden inşa edilen bir kurgudur. Bu parçanın yazarına göre tarih yazımıyla ilgili temel sorun aşağıdakilerden hangisidir?
Zor
5.
Şehirler sadece beton, çelik ve asfalttan ibaret fiziksel yerleşimler değildir; onlar aynı zamanda sakinlerinin kolektif hafızasını ve kimliğini barındıran canlı organizmalardır. Bir sokak tabelası, asırlık bir çınar ağacı ya da eski bir köşe kahvesi, kuşakların hatıralarını birbirine lehimler. Kentsel dönüşüm adı altında yürütülen denetimsiz müdahaleler, bu mekânsal dokuyu acımasızca silip süpürmektedir. Kimliğini yitiren şehir, sakinlerini de köksüzleştirir ve onları birbirine yabancılaşmış kalabalıklara dönüştürür. Mekânla kurulan duygusal bağ koptuğunda, toplumsal dayanışma ve ortak aidiyet duygusu da aşınır. Modern kent plancılığı, insani ve tarihi hafızayı korumayı esas almadıkça sadece estetikten yoksun beton bloklar üretecektir. Bu parçada kentsel dönüşüme yönelik asıl eleştiri aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
6.
Biyomimikri, doğanın milyonlarca yıllık evrimsel süreçte geliştirdiği çözümleri modern mühendislik ve tasarıma uyarlama sanatıdır. Nilüfer çiçeğinin mikroskobik yüzey pürüzlülüğü sayesinde kendi kendini temizlemesi, leke tutmayan cephe boyalarına ilham vermiştir. Benzer şekilde, hızlı trenlerin tünellerden geçerken yarattığı şok dalgasını engellemek için yalıçapkını kuşunun gaga yapısı incelenmiş ve tren burnu bu forma göre yeniden tasarlanmıştır. Köpekbalığı derisinin hidrodinamik ve bakteri barındırmayan deseni, hem denizaltı gövdelerinde hem de hastane kaplamalarında kullanılmaktadır. Doğa, en az enerjiyle en yüksek verimi elde etmenin kusursuz bir kütüphanesidir. Mühendisler yeni icatlar peşinde koşmak yerine doğadaki kusursuz işleyişi gözlemleyerek çok daha sürdürülebilir sistemler kurabilirler. Bu parçada biyomimikri ile ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi vurgulanmaktadır?
Kolay
7.
Klasik eserler, her okunduğunda kendini yeniden üreten ve zamanın aşındırıcı gücüne meydan okuyan metinlerdir. Bir klasiği ilk gençlik yıllarında okumakla olgunluk çağında okumak arasında dağlar kadar fark vardır. Genç okur olayların heyecanına kapılırken yetişkin okur satır aralarındaki insanlık durumlarını, derin felsefi sorgulamaları fark eder. Klasik metinler statik birer anıt değil, okurunun birikimiyle büyüyen dinamik aynalardır. Onları tüketmek, son sayfayı çevirip bir kenara bırakmakla mümkün olmaz. Her yeni çağ, kendi sorularının cevabını o kadim satırlarda yeniden bulur. Bu yüzden klasikler, geçmişe ait solgun sayfalar değil, geleceği aydınlatan canlı meşalelerdir. Bu parçaya göre bir yapıtın "klasik" niteliği kazanmasındaki belirleyici etken aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
8.
Bilimsel araştırmalarda hipotez kurmak, karanlık bir odaya el feneriyle girmeye benzer. Araştırmacı feneri nereye tutarsa yalnızca oradaki nesneleri görür; odanın geri kalanı karanlıkta kalır. Önceden belirlenmiş teorik kabuller, bilim insanının zihnini belirli verilere odaklarken beklenmedik bulguları gözden kaçırmasına sebep olabilir. Bilim tarihinde pek çok çığır açıcı keşif, hipotezin öngördüğü sonuçlar yerine deney sırasında ortaya çıkan 'beklenmedik anomalilerin' takip edilmesiyle gerçekleşmiştir. Örneğin penisilinin keşfi, kirlenen bir deney kabının çöpe atılmamasıyla başlamıştır. Araştırmacı, kendi teorisinin sınırlarına hapsolmak yerine tesadüflerin fısıldadığı ipuçlarına kulak kabartmalıdır. Katı dogmatizm bilimin en büyük düşmanıdır. Bu parçadan çıkarılabilecek sonuç aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
9.
Geleneksel zanaatların yok oluşu, sadece ekonomik bir üretim biçiminin değil, nesiller arası aktarılan somut olmayan kültürel mirasın da silinmesidir. Bakırcılık, halı dokumacılığı veya sedef kakma ustalığı, ustadan çırağa el verilerek taşınan yaşayan bir hafızadır. Bir ustanın elinde şekillenen maden veya ahşap, o coğrafyanın estetik duyuşunu, sabrını ve dünya görüşünü yansıtır. Seri üretimin fabrikasyon ürünleri bu ruhu asla yakalayamaz; çünkü makineler ürün üretir, zanaatkâr ise nesneye ruh üfler. Gençlerin bu mesleklere ilgi göstermemesi, çıraklık sisteminin çökmesiyle doğrudan bağlantılıdır. Kültür politikaları zanaatkârı sadece turistik bir figür olarak değil, yaşayan bir değer olarak desteklemelidir. Bu parçada geleneksel zanaatlarla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Kolay
10.
Yapay zekâ algoritmalarının insan hayatına dahil olmasıyla birlikte karar alma süreçlerinde verimlilik muazzam bir artış gösterdi. Sağlık sektöründe erken teşhis oranları yükselirken finans piyasalarında risk analizleri saniyeler içinde tamamlanmaktadır. Ancak bu algoritmik düzen, beraberinde ciddi etik açmazlar getirmektedir. Zira yapay zekâ sistemleri, beslendikleri tarihsel verilerdeki ırksal, cinsiyetçi ve sınıfsal önyargıları farkında olmadan pekiştirebilmektedir. Örneğin işe alım süreçlerinde kullanılan bazı algoritmaların kadın adayları sistematik biçimde elediği belgelenmiştir. Karar verme yetkisinin 'kara kutu' niteliğindeki modellere devredilmesi, adalet ve şeffaflık ilkelerini zedelemektedir. Teknolojik ilerleme, ahlaki bir denetim mekanizmasıyla dengelenmediğinde adaletsizliği kurumsallaştırabilir. Bu parçadan yapay zekâ ile ilgili olarak aşağıdaki yargılardan hangisine ulaşılamaz?
Orta
11.
Uyku, beynin pasif bir dinlenme evresine çekilmesi değil; bilakis hafızanın yeniden yapılandırıldığı biyokimyasal bir temizlik sürecidir. Gün boyunca öğrenilen bilgiler, uyku sırasında hipokampustan uzun süreli bellek alanı olan neokortekse aktarılır. Bu aktarım esnasında beyin, önemsiz detayları budayarak kritik bilgilerin bağlantılarını kuvvetlendirir. Dahası, glimfatik sistem uykunun derin evresinde aktif hale gelerek gün içinde biriken nörotoksik atıkları beyinden tahliye eder. Kronik uykusuzluk çeken bireylerde dikkat eksikliği ve bilişsel gerilemenin görülmesi bu mekanizmanın aksamasından kaynaklanır. Kaliteli bir uyku çekmeyen zihnin yeni bilgiler edinmesi ve sağlıklı muhakeme yapması imkânsızdır. Bu parçadan uykuyla ilgili olarak aşağıdakilerden hangisi çıkarılamaz?
Orta
12.
Edebiyat eleştirisi, bir metni sadece kusurları üzerinden yargılayan bir mahkeme salonu değildir. Gerçek bir eleştirmen, eserin arkasındaki estetik mimariyi çözümler ve okurla metin arasında bir köprü kurar. Metnin biçimsel zarafeti ile düşünsel arka planı arasındaki ilişkiyi aydınlatmak eleştirinin asal vazifesidir. Bir yazarın nerede durduğunu, hangi edebi gelenekten beslendiğini ortaya koymayan sığ yorumlar eleştiri sayılamaz. Yıkıcı polemikler yerine metnin iç tutarlılığını ve poetik değerini soruşturan tahliller edebiyat dünyasını diri tutar. İyi bir eleştiri yazısı, eleştirdiği eser kadar özgün ve bağımsız bir edebi lezzet barındırmalıdır. Bu parçaya göre nitelikli bir eleştirmende bulunması gereken özellikler arasında aşağıdakilerden hangisi yoktur?
Kolay
13.
Çocukluk dönemi, bireyin çevreyle kurduğu ilk ilişkinin duyusal temellerinin atıldığı bir evredir. Toprakla oynayan, ağaca tırmanan ve doğanın döngüsünü bizzat gözlemleyen çocuklar çevreye karşı empati geliştirir. Günümüz kentlerinde ekran başına hapsolmuş nesiller ise doğadan bütünüyle kopuk bir yapay gerçeklik içinde büyümektedir. Uzmanların 'doğa yoksunluğu sendromu' olarak tanımladığı bu durum, çocuklarda kaygı bozukluklarını ve dikkat dağınıklığını tetiklemektedir. Doğal materyallerle temas etmeyen bir zihin, canlıların ekolojik dengedeki yerini içselleştiremez. Çocuğa çevre bilinci kazandırmanın yolu kitaplardaki kuramsal bilgilerden değil, ormandaki bir yaprağa dokunmasından geçer. Bu parçadan hareketle aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kolay
14.
Çeviri faaliyeti, iki dil arasında kelimeleri eşleştiren mekanik bir sözlük işi değil; iki farklı kültür ve zihniyet evreni arasında kurulan diplomatik bir müzakeredir. Her dil, kendi toplumunun yaşantısını, mizahını, acılarını ve inançlarını deyimlerin ve mecazların içine nakşeder. Bir dildeki deyimi diğer dile harfi harfine çevirdiğinizde ortaya çıkan metin ruhsuz ve anlamsız bir cesetten farksız olur. Çevirmen, kaynak dildeki niyet ve duyguyu kavramalı, ardından hedef dilin imkânlarıyla bu duyguya yeni bir elbise dikmelidir. Bu sebeple sadakat, sadece sözcüklere bağlı kalmak değil; metnin özünü ve hissini hedef dilde yeniden canlandırabilmektir. Bu parçanın yazarına göre çevirmenden beklenen temel yeterlilik aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
15.
Popüler kültür ürünleri, hızlı tüketilmek üzere tasarlandıklarından derinlikten yoksun, şematik ve klişelerle dolu bir anlatı yapısına sahiptir. Tüketicisine anlık hazlar vadeder ve zihni yormayan, kolay sindirilebilir kalıplar sunar. Bu durum zamanla bireylerin sanat eserlerinden beklentilerini de dönüştürür; sabır gerektiren, çok katmanlı edebi yapıtlar 'sıkıcı' bulunarak terk edilir. Hız ve yüzeysellik kültürünün hâkim olduğu bir toplumda düşünsel çaba gerektiren her şey değer kaybına uğrar. İnsanlar sorgulamak yerine hazır kalıpları benimsemeye ve tek tipleşmeye başlar. Estetik beğeni düzeyi geriledikçe, eleştirel düşünce refleksleri de körelir. Bu parçada popüler kültür ürünleriyle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmiştir?
Orta
16.
(I) 19. yüzyıl sonlarında sanayileşmeyle birlikte saat kuleleri, kent meydanlarının en belirgin simgeleri haline geldi. (II) Fabrika vardiyalarını ve tren seferlerini düzenleme ihtiyacı, zamanın mekanik olarak standardize edilmesini zorunlu kılmıştı. (III) Meydanlara dikilen kuleler, kent sakinlerine zamanın artık bireysel değil kamusal bir disiplin olduğunu her çan sesinde hatırlatıyordu. (IV) Eski çağlarda insanlar zamanı güneşin hareketleri ve gölgelerin boyu üzerinden hesaplamaya çalışırlardı. (V) Böylece zaman, soyut bir algı olmaktan çıkıp kamusal alanın görünür ve denetlenebilir bir parçasına dönüştü. (VI) Saat kuleleri yalnızca zamanı göstermekle kalmadı, aynı zamanda modern devletin otoritesini de somutlaştırdı. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Orta
17.
(I) Kağıdın icadı ve matbaanın yaygınlaşması, bilginin elit bir zümrenin tekelinden çıkarak kitlelere ulaşmasını sağladı. (II) El yazması kitapların fahiş fiyatları nedeniyle kütüphaneler yalnızca manastırların ve sarayların kontrolündeydi. (III) Matbaa sayesinde kitap maliyetleri 101010 katına varan oranlarda ucuzlayınca okuma yazma oranları hızla arttı. (IV) Günümüzde ise dijital tabletler geleneksel basılı kitapların yerini almaya başlamıştır. (V) Fikirlerin hızla yayılması, Reform ve Rönesans gibi büyük toplumsal dönüşümlerin zeminini hazırladı. (VI) Dolayısıyla matbaa devrimi, modern bilimin ve eleştirel düşüncenin doğuşundaki en güçlü itici güç olmuştur. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Orta
18.
(I) Gotik mimari, 12. yüzyıl Fransa'sında doğan ve göğe doğru yükselen sivri kemerleriyle tanınan anıtsal bir üsluptur. (II) Bu mimaride duvarların inceltilmesi, kaburgalı tonozlar ve uçan payandalar sayesinde mümkün kılınmıştır. (III) Yükün bu payandalarla dışarıya aktarılması, kilise duvarlarına devasa vitray pencerelerin yerleştirilmesine imkân vermiştir. (IV) Vitraylardan süzülen renkli ışık demetleri, iç mekânda mistik ve ilahi bir atmosfer yaratmıştır. (V) Barok müzikteki kontrpuan tekniği de benzer bir çokseslilik dengesi üzerine kuruludur. (VI) Gotik katedraller, taş ile ışığın teolojik bir anlatı oluşturacak biçimde birleştiği başyapıtlardır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Zor
19.
(I) Derin okyanus çukurları, yeryüzünün en zorlu ve aşırı çevre koşullarına ev sahipliği yapar. (II) Bu bölgelerde güneş ışığı tamamen yok olduğu gibi su basıncı yüzeydekinin 100010001000 katına kadar ulaşabilir. (III) Sıcaklığın sıfıra yakın olduğu bu zifiri karanlık ortamda fotosentez yapılması imkânsızdır. (IV) Mercan resifleri ise sığ ve sıcak kıyı sularında deniz canlılarının yarısından fazlasına yuva sağlar. (V) Ancak hidrotermal bacaların etrafında yaşayan kemosentetik bakteriler, kükürt bileşiklerini enerjiye dönüştürerek besin zincirinin temelini kurar. (VI) Böylece Güneş'ten bağımsız, tamamen kimyasal senteze dayalı benzersiz bir ekosistem varlığını sürdürür. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Orta
20.
(I) Göçmen kuşların binlerce kilometrelik rotalarını hiç şaşırmadan tamamlayabilmeleri doğanın en büyüleyici gizemlerindendir. (II) Araştırmalar, bu kuşların gözlerinde yer alan 'kriptokrom' adlı özel proteinler sayesinde Dünya'nın manyetik alan çizgilerini görebildiklerini ortaya koymuştur. (III) Kuşlar bu manyetik pusulanın yanı sıra gündüzleri Güneş'in açısını, geceleri ise yıldız takımlarını kerteriz alırlar. (IV) Şehir ışıklarının yarattığı ışık kirliliği bazı gece göçmenlerinin yön bulma kabiliyetini olumsuz etkileyebilmektedir. (V) Koku duyuları ve yeryüzü şekillerine dair görsel hafızaları da rotanın son aşamalarında hedefe nokta atışı ulaşmalarını sağlar. (VI) Tüm bu duyusal donanımlar, kuşları olağanüstü birer seyrüsefer ustasına dönüştürür. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Orta
21.
(I) Yazı masası, bir yazar için alelade bir mobilya parçası değil; yaratıcılığın sınırlarının çizildiği kutsal bir sınırdır. (II) Masanın üzerindeki dağınıklık veya düzen, yazarın zihnindeki düşünce akışının doğrudan bir yansımasıdır. (III) Kimi yazarlar tek bir kâğıt parçasının bile yerinin değişmesine tahammül edemezken kimileri kaosun içinden üretkenlik devşirir. (IV) Ergonomik ofis koltukları omurga sağlığını korumak adına modern çalışma alanlarında sıkça tercih edilmektedir. (V) Ancak her iki durumda da o masaya oturulduğu an, dış dünya ile kurulan bağlar tamamen askıya alınır. (VI) Masanın başına geçen yazar, kendi yarattığı kurgusal evrenin tek hâkimi konumundadır. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Kolay
22.
(I) Kahve, 15. yüzyılda Yemen dağlarında keşfedilip Osmanlı coğrafyası üzerinden Avrupa'ya yayılan küresel bir içecektir. (II) İlk açılan kahvehaneler sadece bir şeyler içilen mekânlar değil; şairlerin, tüccarların ve düşünürlerin bir araya geldiği entelektüel merkezler olmuştur. (III) Londra ve Paris'teki kahvehaneler, Aydınlanma Çağı'nın fikir kulüpleri ve modern sigortacılık gibi kurumların filizlendiği zeminler haline gelmiştir. (IV) Günümüzde kahve tarımı, iklim krizinin getirdiği aşırı kuraklık ve sıcaklık dalgaları nedeniyle büyük bir tehdit altındadır. (V) Özellikle 'Arabica' türü kahve bitkisi, hava sıcaklığındaki 111-2 ∘C2\,^{\circ}\text{C}2∘C'lik artışlara bile aşırı duyarlılık göstermektedir. (VI) Bilim insanları, genetik çeşitliliği korumak ve kuraklığa dayanıklı yeni melez türler geliştirmek için yabani kahve popülasyonlarını araştırmaktadır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Orta
23.
(I) Arkeoloji, geçmiş uygarlıkların bıraktığı maddi kalıntıları gün ışığına çıkararak insanlık tarihini aydınlatan bir bilim dalıdır. (II) Kazı alanlarında titizlikle yürütülen fırça ve mala çalışmaları, binlerce yıl öncesine ait günlük yaşam eşyalarını belgeler. (III) Çanak çömlek parçalarından mimari temellere kadar her buluntu, geçmişin sessiz tanığı olarak kayda geçer. (IV) Son yıllarda uydu görüntüleme ve LiDAR teknolojisi arkeolojik keşif yöntemlerinde köklü bir devrim yaratmıştır. (V) Lazer darbeleriyle çalışan LiDAR sistemi, yoğun orman örtüsünün altını tarayarak bitki örtüsü arkasına gizlenmiş antik kentleri dakikalar içinde görünür kılmaktadır. (VI) Bu uzaktan algılama teknikleri sayesinde kazı yapılmadan önce yerleşim planları milimetrik doğrulukla haritalandırılabilmektedir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Orta
24.
(I) Roman türünde karakter yaratımı, yazarın gözlem gücü ile psikolojik tahlil yeteneğinin kesiştiği en hassas noktadır. (II) Yaşayan, kanlı canlı bir karakter; sadece erdemleriyle değil, zaafları, korkuları ve çelişkileriyle de okura inandırıcı gelmelidir. (III) Dostoyevski'nin Raskolnikov'u ya da Flaubert'in Emma Bovary'si tam da bu insanı insan yapan çatışmalar sayesinde ölümsüzleşmiştir. (IV) Mekân betimlemeleri ise karakterin iç dünyasını dışa vuran simgesel bir fon işlevi görür. (V) Kasvetli, rutubetli ve dar bir oda; kahramanın ruhundaki sıkışmışlığı ve çıkışsızlığı yansıtmanın en etkili yoludur. (VI) Yazar mekânı doğru kullandığında, odadaki kırık bir ayna bile karakterin bölünmüş kişiliğini sözsüz biçimde anlatabilir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Orta
25.
(I) Masallar, sözlü kültür döneminin kolektif bilinçaltını ve ahlaki değerler sistemini çocuklara aktaran en eski edebi türlerdendir. (II) İyilik ile kötülüğün keskin hatlarla ayrıldığı bu metinlerde sabır, dürüstlük ve cesaret gibi evrensel erdemler ödüllendirilir. (III) Dinleyicisine ümit aşılayan masallar, adaletin eninde sonunda tecelli edeceği inancını pekiştirir. (IV) 20. yüzyılda psikanalizin kurucusu Sigmund Freud ve ardından Carl Gustav Jung masalları psikolojik bir tahlil aracı olarak ele almıştır. (V) Jung'a göre masallardaki ejderhalar, cadılar ve kahramanlar insan ruhunun karanlık yönlerini ve arketipik figürlerini temsil eder. (VI) Bu yaklaşım, masalların sadece birer çocuk eğlencesi değil, insan psikolojisinin haritası olduğunu kanıtlamıştır. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Zor
26.
(I) Teleskopların optik gücünün artması, gökbilimcilerin evrenin derinliklerindeki ilk galaksileri gözlemlemesini mümkün kıldı. (II) James Webb Uzay Teleskobu, Büyük Patlama'dan yalnızca birkaç yüz milyon yıl sonra oluşmuş yıldız kümelerini kızılötesi dalga boyunda görüntülemeyi başardı. (III) Bu görüntüler evrenin erken dönemindeki galaksi oluşum teorilerini kökten sarsarak yeni sorular doğurdu. (IV) Uzay araştırmalarına ayrılan bütçelerin büyüklüğü son yıllarda kamuoyunda yoğun tartışmalara konu olmaktadır. (V) Kimi çevreler bu milyarlarca dolarlık harcamaların yeryüzündeki yoksulluk ve iklim krizine aktarılması gerektiğini savunmaktadır. (VI) Buna karşılık savunucular, uzay teknolojilerinin günlük hayatta kullandığımız pek çok yeniliğin kaynağı olduğunu öne sürmektedir. Bu parça iki paragrafa ayrılmak istense ikinci paragraf hangi cümleyle başlar?
Orta
27.
Büyük yazarların eserlerinde hiçbir kelime rastlantısal olarak bulunmaz; her sözcük bir kuyumcu titizliğiyle tartılarak yerine yerleştirilir. Cümleden tek bir sıfatı ya da bağlacı çıkardığınızda bütün metnin ahengi ve ritmi bozulur. Yazarlık bir ilham seline kapılıp şuursuzca kâğıdı doldurmak değil, o coşkulu nehri dilin kuralları ve estetik ölçüleriyle disipline etme eylemidir. Bu sebeple gerçek edebiyatçı, yazdığından çok sildiğinde ve elediğinde ustalaşır. Nitekim ünlü bir yazarın dediği gibi: "----" Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Orta
28.
----. Çünkü insan zihni, soyut kavramları ve karmaşık olguları ancak bir hikâyenin çatısı altında kavradığında kalıcı biçimde hafızasına kaydeder. İlk çağlardan bu yana av hikâyeleri, mitolojik efsaneler ve halk destanları bilginin kuşaktan kuşağa aktarılmasını sağlayan birincil araç olmuştur. Kuru kurallar ve soyut istatistikler dinleyicinin dikkatini birkaç dakika içinde dağıtırken iyi kurgulanmış bir olay örgüsü duyguları harekete geçirerek empatiyi tetikler. Günümüz nöromarketing ve eğitim modellerinde de anlatı tekniğinin sıkça kullanılmasının temelinde bu biyolojik mekanizma yatar. Bir fikri kitlelere benimsetmenin en kestirme yolu, onu etkileyici bir kahramanın serüvenine dönüştürmektir. Bu parçanın başına düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Orta
29.
Müzelerde sergilenen antik heykellerin bembeyaz mermer yüzeyleri, yüzyıllar boyunca Batı sanatında 'saf estetik' idealinin simgesi sayılmıştır. Rönesans ustalarından Neoklasik heykeltıraşlara kadar pek çok sanatçı, antik dönem heykellerinin beyazlığını yücelterek mermeri boyasız bırakmıştır. Oysa modern arkeometri yöntemleri ve ultraviyole ışık analizleri şaşırtıcı bir gerçeği ortaya çıkarmıştır: ----. Antik Yunan ve Roma tapınakları ile heykelleri; canlı kırmızılar, parlak maviler ve altın sarısı yaldızlarla bezeli rengârenk bir görsel şölendir. Zamanla rüzgâr, yağmur ve kimyasal aşınmalar boya tabakasını kazımış ve geriye sadece yalın beyaz taş kalmıştır. Sanat tarihi, yüzyıllar boyunca bir aşınma kalıntısını bilinçli bir estetik tercih zannetmiştir. Bu parçada boş bırakılan yere düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Orta
30.
Bilgiye ulaşmanın saniyeler aldığı internet çağında asıl mesele bilgi edinmek değil, karşılaşılan devasa veri yığını arasından güvenilir olanı ayıklayabilmektir. Algoritmalar, kullanıcıların ilgisini ekranda daha uzun süre tutabilmek için sansasyonel, doğrulanmamış ve kutuplaştırıcı içerikleri öne çıkarmaktadır. Bu enformasyon kirliliği içinde birey, her gördüğüne inanan pasif bir alıcıya dönüşme tehlikesiyle yüz yüzedir. Bilgi bombardımanı altında sağlıklı düşünebilmek; eleştirel şüpheciliği elden bırakmamayı, kaynak sorgulaması yapmayı ve verileri çapraz kontrolden geçirmeyi gerektirir. Aksi takdirde ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Kolay
31.
(I) Ebru sanatı, kitreyle yoğunlaştırılmış suyun üzerine boyaların serpilerek fırça ve biz yardımıyla desenler oluşturulması esasına dayanır. (II) Su yüzeyinde beliren bu akışkan kompozisyon, üzerine kâğıt yatırılarak tek bir hamlede kâğıda aktarılır. (III) Bu işlemin ardından kâğıt sudan çekilir ve kurumaya bırakılır. (IV) Çünkü suyun üzerindeki her dalgalanma, her fırça darbesi ve boya damlasının yayılışı yalnızca o âna özgüdür. (V) Aynı sanatçı dahi istese aynı renk ve desen ahengini ikinci kez birebir tekrar edemez. (VI) Bu yönüyle ebru, zamandaki bir ânın suda dondurulmuş tekil ve benzersiz bir mühürlenişidir. "Bu yüzden ortaya çıkan her ebru çalışması dünyada eşi ve benzeri olmayan tekil bir eserdir." cümlesi parçada numaralanmış yerlerin hangisinden sonra getirilmelidir?
Zor
32.
(I) Tarımın keşfi, insanlık tarihinin avcı-toplayıcı göçebe yaşamdan yerleşik medeniyete geçişini sağlayan en köklü kırılma noktasıdır. (II) Ancak buğday ve arpa gibi tahılların evcilleştirilmesi, insanların yıl boyunca aynı toprağa bağlı kalmasını gerektirdi. (III) Av hayvanlarının peşinde sürekli yer değiştiren küçük kabileler, mevsim döngülerine bağımlı bir hayat sürüyordu. (IV) Toprağı ekip biçme ve hasadı koruma zorunluluğu kalıcı konutların, köylerin ve nihayetinde ilk şehirlerin inşasını tetikledi. (V) Nüfusun bu yerleşimlerde yoğunlaşması ise mülkiyet hukuku, iş bölümü ve merkezi idare gibi karmaşık toplumsal yapıları doğurdu. Bu parçadaki anlam akışının düzelmesi için numaralanmış cümlelerden hangilerinin yer değiştirmesi gerekir?
Zor
33.
(I) Çöl ekosistemleri, suyun aşırı kıt ve sıcaklık farklarının uç noktalarda olduğu en sert coğrafyalardır. (II) Kaktüsler bu zorlu mücadelede yapraklarını dikenlere dönüştürerek su kaybını en aza indirmeyi başarmıştır. (III) Bu kurak ortamda hayatta kalabilmek için bitkiler ve hayvanlar akıl almaz morfolojik uyumlar geliştirmiştir. (IV) Gövdelerindeki süngerimsi doku ise nadir yağan yağmurlarda tonlarca suyu depolayarak kurak aylarda can simidi olur. (V) Develer ise hörgüçlerindeki yağı suya dönüştürebilme yetenekleriyle çölün çetin koşullarına meydan okur. Bu parçadaki anlam akışının düzelmesi için numaralanmış cümlelerden hangilerinin yer değiştirmesi gerekir?
Orta
34.
Kesinlikle katılmıyorum. Bir yazarın masa başına geçip yalnızca içinden gelen ilhamı beklemesi romantik bir efsaneden ibarettir. Yazmak, tıpkı bir marangozun tezgâh başında saatlerce rendeyle tahtayı yontması gibi disiplinli bir işçiliktir. Her gün aynı saatte yazı masasına oturmayan, canı sıkılsa da kâğıtla boğuşmayan bir kimse asla hacimli ve tutarlı bir eser ortaya koyamaz. İlham denilen kıvılcım, ancak masa başında ter döken, arayışını ısrarla sürdüren zihinlerin üzerinde parıldar. Çalışmayı terk edip gökten vahiy gibi yaratıcılık bekleyenler sadece vakit kaybeder. Bu sözler aşağıdaki sorulardan hangisine karşılık olarak söylenmiş olabilir?
Kolay
35.
Kimi eleştirmenler, şiirin sadece 'duygu ve musiki' sanatı olduğunu, fikri ve düşünsel içeriğin şiirin büyüleyici havasını bozduğunu iddia eder. Onlara göre şiir bir şey anlatmaz, sadece hissettirir. Ne büyük bir yanılgı! Şiir elbette hissettirir ama insan dediğimiz varlık sadece etten ve kemikten ibaret his yumağı mıdır? Büyük şairler, insanlığın varoluş sancılarını, adalet arayışını ve çağın buhranlarını mısraların omurgasına yerleştirmeyi başaranlardır. Düşünceden arındırılmış bir şiir, rüzgârda savrulan rengârenk bir balon gibidir; ilk temasta patlar ve geriye hiçbir şey bırakmaz. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisi ağır basmaktadır?
Kolay
36.
Dar sokak, asırlık taş konakların cumbaları altında derin bir gölgeye gömülmüştü. Duvarlardaki çatlaklardan fışkıran mor salkımlar, rutubet kokan serin havaya tatlı bir rayiha katıyordu. Ahşap panjurların dökülmüş boyaları, yılların yorgunluğunu gözler önüne sererken köşedeki küçük avlunun ortasında mermer bir fıskiye şırıldıyordu. Kırık dökük arnavutkaldırımı taşları üzerinde güneşin kızıl ışıkları oynaşmaktaydı. Köşedeki kestane ağacının geniş gölgesinde uyuklayan tekir kedi, sokaktan geçen rüzgârın fısıltısıyla kulaklarını hafifçe kıpırdattı. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangisinden yararlanılmıştır?
Orta
37.
Sanatçının çağına tanıklık etmesi, sadece gördüğü olayları bir ayna gibi yansıtması anlamına gelmez. Gerçek sanatçı, yaşanan acıların ve sevinçlerin ardındaki insani özü yakalayıp onu estetik bir duyarlıkla geleceğe aktarabilendir. Nitekim Albert Camus bu konuda şöyle der: "Sanatçı ne tamamen kendi çağına teslim olmalı ne de ondan kaçmalıdır; sanatçının rolü sessiz yığınların sesi olmaktır." Bu söz, sanatı fildişi kulelere hapseden yaklaşımların ne denli haksız olduğunu apaçık gösterir. Toplumsal gerçeklikle bağını koparan hiçbir sanat yapıtı kalıcılık zırhını kuşanamaz. Bu parçada düşünceyi geliştirmek amacıyla aşağıdakilerden hangisine başvurulmuştur?
Kolay
38.
Yenilenebilir enerji kaynakları içinde güneş ve rüzgâr enerjisi, fosil yakıtlarla kıyaslandığında karbon emisyonunu sıfırlama noktasında eşsiz bir avantaja sahiptir. Kömür santralleri kilovatsaat başına ortalama 820 gram820\,\text{gram}820gram karbondioksit üretirken rüzgâr türbinlerinde bu oran yalnızca 11 gram11\,\text{gram}11gram seviyesindedir. Güneş panellerinin kurulum maliyetleri ise son on yılda yaklaşık %85\%85%85 oranında gerilemiştir. Geleneksel termik santrallerin tükenen kaynaklara bağımlı olmasına karşılık, güneş ve rüzgâr kesintisiz ve tükenmez bir enerji akışı sunar. Geleceğin küresel enerji mimarisi, doğayla savaşan değil onunla uyumlanan bu yeşil teknolojilerin üzerinde yükselecektir. Bu parçanın anlatımında aşağıdakilerden hangilerine başvurulmuştur?
Kolay
39.
Empati; bireyin kendisini karşısındaki kişinin yerine koyarak onun duygularını, düşüncelerini ve içinde bulunduğu şartları doğru biçimde anlama ve bu anlayışı ona hissettirme becerisidir. Empati kurabilen insan, peşin yargıların dar kalıplarından kurtulup başkalarının pencerelerinden dünyaya bakmayı öğrenir. Bu yeti insanı bencilliğin kısır döngüsünden çıkarıp toplumsal dayanışmanın merkezine yerleştirir. Sağlıklı bir iletişimin kurulabilmesi ve toplumsal çatışmaların barışçıl yollarla çözülebilmesi ancak empatik dinleme kültürüyle mümkündür. Anlamaya çalışmak, yargılamanın panzehiridir. Bu parçanın ilk cümlesinde başvurulan düşünceyi geliştirme yolu aşağıdakilerden hangisidir?
Kolay
40.
Bireyin iç dünyasında hissettiği yalnızlık ile modern metropollerin kalabalığı arasında şaşırtıcı bir paralellik vardır. Milyonlarca insanın her gün aynı metro hatlarında, aynı alışveriş merkezlerinde omuz omuza yürüdüğü kentlerde yalnızlık duygusu azalmak yerine katlanarak büyümektedir. İnsanlar fiziksel olarak birbirine hiç olmadığı kadar yakınken duygusal ve ruhsal olarak derin bir uçurumla ayrılmıştır. Sosyal medya platformlarında edinilen yüzlerce sanal arkadaşlık, bu derin boşluğu doldurmaya yetmemektedir. Aksine ekran arkasına gizlenen yapay ilişkiler, bireyin gerçek temas arzusunu köreltmekte ve onu daha korunaklı bir içe kapanışa sürüklemektedir. Kalabalıklar içinde yapayalnız kalmak, çağımızın en yaygın paradoksudur. Bu parçada aşağıdakilerin hangisinden söz edilmektedir?
Kolay
41.
Beynimizin esnek yapısı yani nöroplastisite, zihinsel yeteneklerimizin hayat boyu değişip gelişebileceğini kanıtlar. Eski nöroloji teorileri beynin yetişkinlikte sabitlendiğini ve yeni sinir hücresi üretemediğini savunurken güncel araştırmalar bu tabuyu tamamen yıkmıştır. Yeni bir dil öğrenmek, bir enstrüman çalmak veya yeni bir şehri keşfetmek beyinde yepyeni sinaptik köprüler kurar. Hatta felç geçiren hastaların sağlam beyin bölgeleri, hasarlı dokuların görevlerini üstlenerek yeniden organize olabilmektedir. Zihin tıpkı bir kas gibi kullanıldıkça güçlenir ve form kazanır. Bu sebeple zihinsel durağanlığı reddedip sürekli yeni öğrenmelere açık olmak, beyni genç ve zinde tutmanın en temel kuralıdır. Bu parçaya konulabilecek en uygun başlık aşağıdakilerden hangisidir?
Kolay
42.
Eskiye duyulan körü körüne hayranlık ile yeniyi peşinen reddeden tutucu zihniyet, sanatın önündeki en büyük prangadır. Neymiş efendim, divan şiirinin aruz vezni aşılamazmış, modern serbest şiir sadece söz yığınıymış! Böyle düşünenler sanatın sürekli akan, yatağını genişleten bir nehir olduğunu unutuyorlar. Elbette geçmişin büyük ustalarına saygı duyacağız ve o engin birikimden besleneceğiz. Fakat onların yazdıklarını kutsal bir tabu haline getirip bugünün şairine sınır çizmeye kalkışmak edebiyatı müzeye kapatmaktan farksızdır. Sanat dünle yaşayamaz; dünle beslenip bugünü söyler, yarına yürür. Bu parçanın yazarının sergilediği tutum aşağıdakilerden hangisiyle nitelendirilebilir?
Orta
43.
O, önüne gelen hiçbir metni peşinen doğru kabul etmez; kaynakları didik didik eder, dipnotların izini sürerdi. Bir iddiayı doğrulamak için kütüphanelerin tozlu raflarında haftalarca sabahlamaktan zerre kadar yüksünmezdi. İncelediği belgede tek bir harf kuşkusu belirse sonuca varmayı erteler, o şüpheyi aydınlatana kadar iğneyle kuyu kazmaya devam ederdi. Kendi vardığı sonuçlar dahi yeni bir kanıtla sarsıldığında hatasını açık yüreklilikle itiraf eder, tezini anında revize ederdi. Onun için bilimsel doğruluk, kişisel prestijin ve akademik kibirlerin fersah fersah üzerindeydi. Bu parçada söz edilen araştırmacı için aşağıdakilerden hangisi söylenemez?
Kolay
44.
Karbon ayak izi hesaplamalarında bireysel tasarruf tedbirleri sıkça öne çıkarılsa da veriler madalyonun diğer yüzünü göstermektedir. Bir bireyin ömrü boyunca plastik pipet kullanmaması veya musluğu kısması, küresel salınımın 1 saniyelik1\,\text{saniyelik}1saniyelik endüstriyel emisyonuna dahi denk gelmemektedir. Fosil yakıt şirketleri ve ağır sanayi kuruluşları, küresel sera gazı salınımının %70\%70%70'inden fazlasından doğrudan sorumludur. Bireylere yüklenen ahlaki suçluluk duygusu, yapısal ve yasal düzenlemelerin ertelenmesine yarayan konforlu bir dikkat dağıtma stratejisine dönüşmüştür. Elbette bireysel farkındalık değerlidir ancak bağlayıcı devlet regülasyonları ve kurumsal yaptırımlar devreye girmedikçe küresel ısınmanın önlenmesi matematiksel bir hayaldir. Bu parçadan yola çıkılarak aşağıdaki genellemelerden hangisine ulaşılabilir?
Zor
45.
(I) Bilim kurgu edebiyatı, geleceği kehanet etmekten ziyade bugünün toplumsal ve teknolojik korkularını bir büyüteç altına alma sanatıdır. (II) George Orwell'ın 1984 romanı veya Aldous Huxley'nin Cesur Yeni Dünya'sı gelecekteki bir tarihi değil, yazıldıkları 20. yüzyılın totaliter eğilimlerini tahlil eder. (III) Yapay zekâ, klonlama ve genetik mühendisliği üzerine kurulan distopyalar, insanın kendi yarattığı teknoloji karşısındaki ontolojik endişelerini dışa vurur. (IV) Popüler sinema filmleri ise bilim kurguyu çoğunlukla görsel efektlerden ibaret bir aksiyon türü olarak pazarlamaktadır. (V) Bu edebiyat türü, bugünün adımlarını sorgulamayan bir medeniyetin yarın nasıl bir çıkmaza saplanabileceğini gösteren felsefi bir ikaz levhasıdır. (VI) Dolayısıyla iyi bir distopya, bizi geleceğe hazırlamaktan çok şimdiki zamanı doğru okumaya davet eder. Bu parçadaki düşünceye göre bilim kurgunun temel işlevi aşağıdakilerden hangisidir?
Zor
46.
(I) Dilin evrimi, biyolojik canlıların çevreye uyum sağlama sürecine çok benzer bir mekanizmayla işler. (II) Toplumların ihtiyaçları değiştikçe yeni nesneleri ve olguları karşılamak üzere yeni sözcükler türer veya yabancı dillerden ödünç alınır. (III) Artık kullanılmayan, işlevini yitiren kelimeler ise zamanla unutularak dilin aktif sözlüğünden çekilir. (IV) Türk Dil Kurumu, 1932 yılında Atatürk'ün direktifleriyle dilin özleşmesi ve bilimsel incelenmesi amacıyla kurulmuştur. (V) Kullanıcıların günlük pratikleri, hangi kelimenin hayatta kalacağını hangi kelimenin ise eleneceğini belirleyen doğal bir seçilim filtresidir. (VI) Bu dinamik süreç, dillerin yaşayan ve sürekli kendini güncelleyen bir organizma olduğunu kanıtlar. Bu parçadaki numaralanmış cümlelerden hangisi düşüncenin akışını bozmaktadır?
Zor
47.
Kendini yalnızca başkalarının onayına ve alkışına endekslemiş bir birey, asla içsel huzura erişemez. Çevreden gelen övgüler anlık bir mutluluk yanılsaması yaratsa da en küçük bir eleştiri veya kayıtsızlık kişiyi derin bir değersizlik kuyusuna yuvarlar. Başkalarının beklentilerini karşılamak adına kendi özgün arzularını bastıran insan, zamanla kendi hayatının öznesi değil figüranı haline gelir. Özsaygı, dışarıdan gelen alkışlarla değil; kişinin kendi etik ilkeleriyle ve değerleriyle barışık olmasıyla inşa edilir. Kendine değer vermeyi öğrenememiş bir ruh, dünyanın bütün ödüllerini toplasa da içindeki tatminsizlik açlığını dindiremez. Bu parçada asıl anlatılmak istenen aşağıdakilerden hangisidir?
Orta
48.
Sessizlik, modern dünyada yokluğu en çok hissedilen ve değeri en geç anlaşılan lükslerden biridir. Günün her saati maruz kalınan trafik gürültüsü, cihaz bildirimleri ve arka plan müzikleri sinir sistemimizi sürekli bir uyarılma halinde tutmaktadır. Nörolojik çalışmalar, günde en az 2 saat2\,\text{saat}2saat mutlak sessizlikte kalmanın beyinde yeni hipokampus hücrelerinin oluşumunu teşvik ettiğini göstermiştir. Sessizlik, zihnin dış uyaranlardan arınarak kendi içine dönmesini ve yaratıcı düşüncelerin filizlenmesini sağlar. Gürültülü bir ortamda çalışan insanların stres hormonu seviyeleri kronik olarak yüksek seyrederken sessiz anlar kalp atışını yavaşlatır. İnsan, kendi sesini ancak dünyanın gürültüsünü susturduğunda duyabilir. Bu parçada sessizlikle ilgili olarak aşağıdakilerden hangisine değinilmemiştir?
Orta
49.
Bilim insanları uzun yıllar boyunca zekâyı sadece analitik düşünme, matematiksel işlem ve mantıksal çıkarım yetisiyle sınırlı gördüler. Standart IQ testleri bu dar çerçeveyi temel alarak insan zihnini tek bir sayısal puana hapsetti. Oysa bir ressamın renkleri harmanlama sezgisi, bir müzisyenin melodik duyarlılığı veya bir hatibin kitleleri harekete geçiren söz ustalığı bu testlerin radarına hiçbir zaman girmedi. Howard Gardner'ın 'Çoklu Zekâ Kuramı', zekânın tekil bir cevher değil, birbirini tamamlayan çok boyutlu bir yetenekler yelpazesi olduğunu ispatladı. Bu yeni paradigmaya göre ----. Bu parçanın sonuna düşüncenin akışına göre aşağıdakilerden hangisi getirilmelidir?
Zor
50.
(I) Kültürel mirasın korunması, sadece tarihi anıtların ve taş binaların fiziksel olarak restore edilmesinden ibaret görülemez. (II) Asıl korunması gereken, o mekânlara can veren ritüeller, diller, geleneksel bilgi birikimi ve ortak yaşama kültürüdür. (III) Tarihi bir çarşıyı aslına uygun restore edip içindeki kadim esnafı lüks zincir mağazalarla değiştirdiğinizde geriye ruhsuz bir tiyatro dekoru kalır. (IV) Yapı fiziken ayaktadır fakat onun taşıdığı toplumsal hafıza ve insani doku geri dönülmez biçimde yok edilmiştir. (V) Turizm gelirlerini maksimize etme hırsı, tarihi merkezlerin soylulaştırılarak yerel halkından arındırılmasına yol açmaktadır. (VI) Gerçek bir koruma politikası, mimari restorasyon ile toplumsal ve kültürel sürekliliği birlikte ele almayı zorunlu kılar. Bu parçada asıl savunulan düşünce aşağıdakilerden hangisidir?
Zor